Çocuk Fizyoterapisti Olmak

Prof. Dr. Mintaze Kerem Günel
Hacettepe Üniversitesi, Sağlık Bilimleri Fakültesi,
Fizyoterapi ve Rehabilitasyon Bölümü Öğretim Üyesi
mintaze@hacettepe.edu.tr
Çocuk Fizyoterapistleri Derneği Başkanı
www.cfd.org.tr

Üniversite sınavlarında tercihlerimi yaparken tesadüf eseri öğrenip yazdığım ve kazandığım “fizyoterapi ve rehabilitasyon” bölümünde bu sene öğrenciliğimle birlikte 30 yıl geçti. O dönemler yalnızca Hacettepe Üniversitesi bünyesinde yer alan fizyoterapi ve rehabilitasyon bölümünü bitirip fizyoterapist olduğum ilk günden buyana mesleğin tüm güzelliklerini ve zorluklarını yoğun bir şekilde yaşadım. Nörolojik problem, ortopedik problem, gelişimsel problemler, ağrı, kuvvetsizlik, duyu problemleri, ekstremite kayıpları, travmalar, ilerleyici hastalıklar, bu yazının kapsamın tek tek belirtemeyeceğim bir çok neden ile hareket yeteneği, günlük yaşamda bağımsızlığı etkilenmiş kişilere umut olan fizyoterapistlik mesleği…
Hele ki çocuklar. Daha anne karnında yada doğumunun ilk dakikalarında ve yaşamının ilk yıllarında yaşıtlarına göre gelişim problemi yaşayan, çocukluğunu yaşayamayan çocuklar.

Bazı çocuklar bilişsel, duyusal ve motor özelliklerde, iletişim becerilerinde ve motor işlevlerde yetersizlik göstermektedir. Bu gelişim alanlarındaki bir yada birden fazla yetersizlik çocuğu olumsuz yönde etkileyebilmekte yaşamda onları bağımlı kılmaktadır. Bu durum doğal olarak tüm aile fertlerini de etkilemektedir. Bağımsız yaşam becerileri çocuğun başkalarına bağımlı olmadan yaşamını sürdürmesi için gerekli olan becerileri içermektedir.

Günlük yaşam becerileri, bağımsız yaşam becerileri kapsamında yer alan çocuğun ve ailesi ile ilgili becerilerden oluşmaktadır.

Çocuk fizyoterapisti, en az 4 yıllık fizyoterapi rehabilitasyon lisans egitimini alarak fizyoterapist unvanı almış, çocuk alanında özelleşmiş fizyoterapistlerdir. Çocuk fizyoterapistleri; bebek, çocuk ve adölasanların çeşitli konjenital, gelisimsel, kas-iskelet sistemine ait ve sonradan edinilen bozukluk ya da hastalıkların tedavisi üzerinde özelleşmişlerdir. Tedaviler; kaba ve motor becerilerin, denge ve koordinasyonun ve kuvvet ve enduransın geliştirilmesinin yanında kognitif ve duyusal sürecin ve entegrasyonun geliştirilmesine de yardım eder.

Çocuk fizyoterapistleri genel fizyoterapi bilgisi üzerine, normal çocuğun büyüme ve gelişimi, çocuklarda nöromusküler sistem ve motor gelişim özelliklerinin kronolojik süreci hakkında bilgi sahibidirler. Çocuklarda gelişim açısından normalden sapmaya neden olabilecek problemlerin fizyoterapi ve rehabilitasyonunda görev alırlar. Çocuk fizyoterapisti, doğumdan adelösan döneme kadar, bir hastalık, bozukluk ya da travmaya bağlı olarak fonksiyonel kısıtlılık ve özre sahip çocukların değerlendirme, prognoz ve tedavisi ile ilgilenir. Pediatrik rehabilitasyon; çocuklarda prenatal, natal ya da postnatal nedenlerle oluşabilen fiziksel, bilşsel, duyu-algi ya da kognitif bozuklukların yarattığı özür ya da engel tablosuna ekip yaklaşımını gerektirir.

Doğum öncesi, doğumsal ve doğum sonrasında fiziksel ve zihinsel gelişimi yönde etkileyen çeşitli nörolojik bozukluklarda fizyoterapi rehabilitasyon açısından uygun değerlendirme yaklaşımlarının belirlenmesi ve gereken fizyoterapi rehabilitasyon programlarının oluşturulması ve aile eğitimi konusunda görev alırlar. Ayrıca, çocuklarda uygulanabilen operasyon öncesi ve sonrası değerlendirme ve fizyoterapi uygulamalarında da görev alırlar. Çocuk fizyoterapisti, erken dönemde sağlık problemlerinin tespitine yardımcı olur ve çocuklarda meydana gelen bozuklukları tedavi etmek için çeşitli tedavi modalitelerini kullanır.

Sonuç olarak, çocuk fizyoterapistleri, özürlü çocuklara günlük yasam aktivitelerinde en iyi fiziksel performansı kazanabilmeleri için yardim eder. Yasa uygun gelişimsel basamakların sağlanmasında, (örn; emekleme, oturma, ayakta durma ve yürüme) yasa uygun kaba motor ve akranlarıyla okul aktivitelerine daha iyi katilim sağlanmasında ve hareket genişliğini, kuvvet, mobilite, postür, denge ve enduransın bağımsız fonksiyonun geliştirilmesi üzerine çalışır.

Tüm Avrupa ülkelerinde ve ABD’de “Early intervention” diye adlandırılan “erken müdahale” kavramı; erken teşhis,  tedavi ve rehabilitasyon yaklaşımlarını içermektedir. Hedef kitle yaşı 0-6 yas, bebeklik, erken çocukluk ve okul öncesi dönemi kapsamaktadır. Doğum öncesi, doğum sırasında veya doğum sonrası erken çocukluk döneminde (0-2 yas) meydana gelen  problemler sonrası oluşan veya oluşabilecek fiziksel ve zihinsel gelişim geriliklerinin erken teşhis ve rehabilitasyonu ana hedeftir. Erken tanı, erken rehabilitasyon olanağı sağlar, bu da var olan problemin rehabilitasyonunu  olumlu yönde etkiler. Altta yatan nedenin erken aydınlatılması ile eğer tedavi mümkün ise gerileme duraklatılabilir yada önlenebilir. Kalıtımla ilgili olgularda kardeş tekrarları önlenebilir. Ailenin erken bilgilendirilmesi çocuğa göstereceği ilgiyi olumlu yönde artırarak, onun gelişimini hızlandırabilir. Ülkemizde akraba evlilikleri, anne yaşı, hamilelik döneminde oluşan problemler, beslenme problemleri, olumsuz doğum şartları, prematüre ve yenidoğan servislerinin yetersiz olması, bulaşıcı hastalıklar ve geçirilen travmalar 0-6 yas arasındaki çocuklarda özüre yol açabilecek fiziksel ve zihinsel yetersizliklere neden olmaktadır. Toplumun ana öğesi olan aile kavramında biyolojik ve sosyolojik devamlılığı sağlayan çocuğun beynindeki bir hasar, nörolojik bozukluklara neden olacak ve beraberinde getirdiği sorunlarla hem çocuk ve aileye, hem de topluma yansıyacaktır. Bu durum ileride özüre yol açarak aile eve çocuğu fiziksel, sosyal ve psikolojik anlamda olumsuz yönde etkileyecek problemlerin erken dönemde tespiti ve rehabilitasyonu büyük önem taşımaktadır.

Erken müdahale multi-disipliner bir yaklaşım olmalıdır. Fizyoterapi yönünden erken rehabilitasyonu ele alacak olursak, fizyoterapi programına mümkün olduğunca erken başlanması, ileride oluşabilecek kas tonusu bozukluğuna bağlı kas iskelet yapısında oluşacak deformiteleri, postür bozukluklarını azaltmakta, normal motor gelişimi hızlandırarak hareketliliğin erken sağlanmasına olanak vererek problemli çocuğu ve aileyi psikolojik yönden desteklemektedir. Erken fizyoterapiye başlamanın ilerde oluşacak eklem bozuklukları, kas zayıflıkları ve duruş bozukluklarını önleyerek motor gelişimi hızlandırır. Ayrıca  erken dönemde başlayan ev egzersiz programları aile eğitiminin motor gelişim açısından destekleyici nitelik taşır. Gelecekteki özürü en aza indirmek amacıyla nöromotor bozukluğu olan yüksek riskli bebeklerde erken rehabilitasyon gereklidir.

Fizyoterapi rehabilitasyon programında ailenin de bulunması hedeflere ulaşmayı hızlandıracaktır

Bu nedenle, aileler rehabilitasyon yaklaşımlarının başlangıcından itibaren rehabilitasyon ekibinin çok önemli üyeleridir. Çocuk ve aile arasındaki iliksinin artması günlük yasam aktiviteleri ve sosyal iletişimde iyileşmeyi sağlamaktadır. Aileler çocuklarına durumu kabullenmeleri ve bu problemle yasamaları konusunda yardımcı olmalıdırlar. Çocugun kendine güvenini geliştirmeye daha fazla çaba göstermeli ancak aşırı koruyucu tutum gösterilmemelidir.

Erken dönem fizyoterapi ve rehabilitasyon uygulamalarının önemi dünyada olduğu gibi ülkemizde de giderek artmaktadır. Erken dönem fizyoterapi ve rehabilitasyon programları riskli bebeklerde doğar doğmaz başlaması gereken bir süreçtir. Bu programlar yenidoğan döneminde başlayıp 12 aya kadar hastanede yenidogan ve çocuk servislerinde, fizyoterapi merkezlerinde veya fizyoterapist tarafından önerilen ev programı seklinde uygulanan fizyoterapi yaklaşımlarını içerir.

Erken dönem fizyoterapi programlarına “Riskli bebekler” dahil edilmektedir. Riskli bebekler, 37 haftanın altında doğan prematüre bebeklerden, düşük doğum ağırlığına sahip zamanında doğan veya çeşitli nedenlere bağlı gelişimde geriliğin görüldüğü bebekleri kapsayan bir gruptur. Gelişimsel geriliğe sebep olan nedenlerden bazıları arasında doğum sırasında oksijensiz kalma, beyin kanaması, solunum ve doğumsal kalp problemleri, sarilik, enfeksiyonlar, tekrarlayan nöbetler sayılabilir.

Normal çocukta motor, duyusal ve bilişsel bütünlük gelişimin en önemli parçalarındandır. Herhangi bir nedenle bu bütünlüğün bozulması değişik seviyelerde özür olarak ortaya çıkabilmekte ve normal gelişimi olumsuz yönde etkilemektedir. Çocuğun yaşına uygun gelişim seviyelerinde problemlerin tanımlanmasında,  özel uygulamalara ihtiyacı olan çocukların belirlenmesinde,  motor gelişim problemleri için riskli çocukların takibinde ve tedavi programının etkisini ve yararını kanıtlamada özel değerlendirme yöntemleri kullanılmaktadır.

Fizyoterapistler, riskli bebeğin değerlendirmesinde altın rol oynarlar. Özellikle kaba ve ince motor gelişimde gecikmesi olan veya gelişimi şüpheli bebekleri değerlendirirler. Bu değerlendirmelerin çocuklar için birçok önemli amacı vardır: gelişimdeki gerilikleri tanımlamak, çocuğa özgü fizyoterapi uygulamalarını planlamak, çocuğun ilerlemesini gözlemlemektir. Genellikle fizyoterapistler, erken rehabilitasyon programına karar verirken klinik deneyimlerini kullanırlar. Ancak bu karara mutlaka standart test sonuçları yardım etmelidir.

Gelişimsel fizyoterapi değerlendirilmesi yasa uygun duyusal-motor cevapları, motor becerileri ve koordinasyonu, gelişimsel postüral kontrol ve denge reaksiyonlarını, kas-iskelet durumunu içermelidir. Çocuğun nöro-motor değerlendirmesi genellikle motor gelişim ve duyusal gelişim, kişisel ve sosyal gelişim ve  dil gelişimi baslıkları altında incelenmektedir.

Bebeğin yaşamının ilk yılı beyin gelişiminde kritik bir dönemdir. Güncel çalışmalar, beyinde yüksek yenilenmenin ve hızlı öğrenmenin “olduğu bebeklik süresince uygulanan müdahalenin daha etkili olabileceğini ileri sürmüştür. Bu yüzden gelişim geriliği olan bebeklerin erken dönemde tanımlanması, uygun müdahalelerin yapılabilmesi için önemlidir.

Erken müdahale, nörogelisimsel bozukluğa sahip bebeklerde Serebral Palsi (SP) gibi fiziksel sonucu değiştiremese bile yüksek riskli bebeklerin takibi ikincil kas iskelet sistemi bozukluklarının azalmasına ve SP'li çocukların fonksiyonel yeteneklerinin artmasına sebep olur. Erken dönem fizyoterapi yaklaşımları arasında ülkemizde de dünyada olduğu gibi en yaygın kullanılan yöntem Bobath nörogelisimsel tedavi yaklaşımıdır (NGT).

Erken dönem NGT yaklaşımlarında amaç; beyinin yenilenmesinden yararlanarak normal hareketlerin gelişimini sağlamak, fonksiyonel hareket yeteneğini geliştirmek, kas-iskelet sistemi deformitelerini engellemek, duyusal ve motor deneyimleri normalleştirmek, aile eğitimi vermek, nöromotor değişiklikleri düzenli kontrollerle izlemektir.  Böylelikle çocuğun fiziksel, bilişsel, psikolojik ve sosyal açılardan mümkün olan en bağımsız seviyeye ulaşması için çalışılır.

Aile eğitimi, erken dönem fizyoterapi programının en önemli parçasıdır. Ailenin bebeği kabullenmesi, rehabilitasyon programına aktif katilimi, kontrollerine düzenli gelmesi bebeğin yaşamının ileriki dönemlerindeki ihtiyaçlarının karşılanması ve maksimum gelişimi elde etmesi için en temel şartlardandır. Bu yüzden aileye çocuğun durumuyla ilgili doğru bilgiler verilir. Aileye özel pozisyonlamaların, tutus tekniklerinin öğretilmesini, ailenin ve çocuğun ihtiyaçlarının belirlenmesi aile eğitimi için gereklidir.

Özetle çocuklarda erken müdahale içinde erken fizyoterapi programına başlamanın özürün şiddetinin azaltılması ve fonksiyonel bağımsızlığın kazanılması, kronik bir durum olan çocuklarda ileride oluşacak deformite ve limitasyonlarin önlenmesinde önemlidir. Ülkemizde çocuk özürlerinin yüksek bir oranda yer alması, ve çocuk  fizyoterapi-rehabilitasyon merkezlerin büyük şehirlerde toplanması, var olan merkezlerin yetersizliği, sosyal güvence problemleri gibi nedenlerle ev  egzersiz programı oldukça yoğun bir şekilde uygulanmaktadır.

Riskli bebek, Serebral Palsi, Yagın gelişim geriliği, Spina bifida, Obsterik brakial pleksüs yaralanmalari, Down sendromu, Konjenital tortikollis , SSPE, Gullian barre sendromu, Travmatik SSS yaralanmaları, Gelişimsel problemler, Hidrosefali, Juvenil romatoid artrit , Hemofili, Skolyoz gibi problemlerin yarattığı bağımsızlığı engelleyen problemleri en aza indirmek için rehabilitasyon ekibinde yer alan fizyoterapistlerin en yüksek etik ve profesyonel standartlarının gelişimine katkıda bulunmak, Sağlık sektöründe pediatrik fizyoterapi ve rehabilitasyonun ve “ çocuk fizyoterapistliği” farkındalığını artırmak için 2004 yılında Çocuk Fizyoterapistleri Derneği kurulmuştur.

Nöro-motor bozukluğa sahip, gelişimsel problemeleri olan, hayatlarında, hareketlerinde “engel” olan bebeklerin ve çocukların yasam kalitelerinin arttırmak ve hayatlarında bir “fark” yaratabilmek biz fizyoterapistlerin ana hedefidir.