Skolyoz Nedir, Ne Değildir?

Prof. Dr. Emre Acaroğlu

Öncelikle, memlekette bu kadar dert varken bu skolyoz da nereden çıktı, neyin nesidir diye soranlara kısaca söyleyeyim; skolyoz omurga eğriliği demek. Yani önden yada arkadan bakınca omurganın yanlara doğru eğilerek kısmen yada tamamen S yada C şeklini alması.

Niye önemli? Çünkü çok sık rastlanan bir hastalık; genellikle ergenlik çağında genç kızlarda (ve doğal olarak sonrasında kadınlarda) görülüyor ve bu nüfusun yüzde 1 ila 4’ünden fazlasını etkiliyor. Kaba bir hesapla ülkemizde 200 ila 800 bin skolyozlu genç kız ve kadın olduğunu söyleyebiliriz. Azımsanacak bir sayı değil.

Peki ama, ciddi bir sorun olsa bunu herkesin duymuş olması beklenmez mi? İlginç bir şekilde öyle değil. Skolyoz özellikle çok ilerlemiş ve ciddi ve gizlenemez bir sırt şekil bozukluğu yaratan bir düzeyde değil ise, en iyi gizlenen ve kamufle edilebilen buna karşın yine de insanlarda ciddi bir özürlülük psikolojisi yaratabilen bir sorun.

Şimdi, başa dönelim, neden skolyoz konusunda bir yazı yazma ihtiyacı doğdu? Bunun çok basit bir nedeni var aslında, insanlarda dış görüntüyü bozan yada bozduğu algısı olan her hastalık gibi skolyoz da istismar edilmeye son derece uygun ve bu nedenle de acımasızca istismar edilen bir konu. Bu konuda o kadar başarılı bir toplumsal algıyı etkileme süreci oluştu ki, bu sürece müdahil olmanın boynuma borç olduğunu düşünmeden edemedim.

Sorun nedir, neden yakınıyoruz? Gelin skolyoz konusunda yaratılmış olan efsanelere bir bir bakalım:

Skolyoz bir duruş bozukluğudur, duruştan etkilenir: Bu nedenle de duruşu düzeltmeye yönelik tedavilerle düzeltilebilir.

  • Kesinlikle yanlış. Skolyoz ailevi bir hastalıktır ve hiç bir çevresel etkiden etkilenmez. Bir duruş bozukluğu değildir, ortaya çıkmasında keman çalmak, tenis oynamak yada çantayı hep bir tarafta taşımak gibi etkinliklerin hiç bir dahli yoktur. Bu durumda doğal olarak bu etkinliklerden uzaklaşılması yada tersine egzersizler yapılması ile de engellenemez yada düzelmez.

Skolyoz hayat boyu ilerler, yıllar içinde çok büyük ve çirkin görünen bir kambura neden olur.

  • Büyük ölçüde yanlış. Skolyoz esas olarak boy büyümesi ile ilerler, erişkinlerde ilerlemesi ya çok yavaşlar yada durur. Erişkin yaşlarda da yavaş da olsa bir ilerleme olabileceği için izlem önerilir ama durduk yerde ergenlikte belli belirsiz yada orta düzeyde olan bir skolyoz sizi orta/ileri yaşlarınızda aniden kambur yapmaz.

Skolyoza yüzme iyi gelir, yüzme dışındaki sporlar zararlıdır.

  • Muhtemelen yanlış. Yüzmenin skolyozun açısına yada ilerlemesine hiç bir olumlu katkısı olmadığını rahatlıkla söyleyebiliriz. Bu durum diğer sporlar için de geçerli. Ancak düzenli spor yapan gençler ve erişkinler vücutlarını ve duruşlarını daha iyi kontrol edebildikleri için, dışarıdan görüntüsüne olumlu etkileri olduğu doğru. Bu konuda da yüzmenin diğer sporlara (düzenli yapıldıkları sürece) ciddi bir üstünlüğü olmadığını belirtelim, çocuklarınızı illa ki yüzdürmek için bin bir zahmet ve masrafa değmez.

Skolyoz kalbe ve akciğerlere baskı yapar, ölüme neden olabilir.

  • Büyük ölçüde yanlış. Çok erken çocukluk döneminde başlayıp büyüme süresince çok ciddi boyutlara varan (100 derece ve üstü) skolyozlar dışında, sık rastlanan skolyoz tiplerinin bu derecelere gelmesi ve kalbe ve akciğerlere baskı yaparak insanları öldürmesi olası değildir. O boyuta varacak skolyozlar da, eğer hasta ciddi bir mahrumiyet bölgesinde yaşamıyorsa) zaten erken çocukluk döneminde fark edilip tedavilerine başlanıyor.

Skolyoz korse ile tedavi edilebilir, bu durum hayatın her döneminde geçerlidir.

  • Kısmen yanlış. Büyüme çağındaki çocukların bir kısmında korse uygulamalarının hastalığın ilerlemesini yavaşlatabileceği hatta durdurabileceği biliniyor. Çok çok istisnai bazı durumlarda da korse ile bir miktar gerileme görülebiliyor. Ancak;
  • Korse esas olarak koruyucu bir uygulamadır, amacı var olan durumu korumaktır.
  • Ancak ve ancak büyüme çağındaki kişilere uygulanması anlamlıdır. Büyümesini tamamlamış kişilerde (geç ergenlik dönemi çocuklar dahil) skolyoz tedavisi için korse uygulanmasının hiç ama hiç bir anlamı ve etkinliği yoktur.

İlerlemiş ve belli bir dereceyi geçmiş skolyozlar mutlaka ameliyat edilmelidir.

  • Mutlaka kısmı yanlış. Belli bir derecenin (belde 40, sırtta 50) üzerindeki skolyozlarda, özellikle çocuk ve genç kızlarda, hem ciddi bir kozmetik sorun oluşturdukları hem de mekanik olarak yavaş da olsa sürekli ilerleme gösterebilecekleri düşünülerek ameliyat öneriliyor. Ancak bu mutlak bir tıbbi zorunluluk değildir. Eğer kişinin görüntüsü ile hiç bir sorunu yok ve ağrısı da yok ise mutlaka ameliyat olması gerekmez. Ancak yine de, bu büyüklüğü aşmış skolyozların zaman içinde kozmetik kötüleşme yada artan ağrı nedeniyle cerrahiye gitme olasılıkları yüksektir, bu nedenle de ameliyat ile ilgili karar genellikle bir zamanlama meselesi olarak algılanabilir.

Skolyoz ameliyatları ileri derecede risklidir, ameliyat olmamak için ne gerekiyorsa yapılmalı.

  • Yanlış. Skolyoz ameliyatları ciddi ve büyük ameliyatlardır, hafife almak ve gerekli gereksiz her hastaya önermek ve uygulamak kesinlikle etik bir davranış değildir. Buna karşın, skolyoz ameliyatları skolyozlu hastalara verilen bir ceza da değildir. Belli durumlarda hastaya ameliyat önerilmesi o hastanın ameliyat olarak daha iyi olacağı düşünüldüğü içindir. Tekrar altını çizerek yazayım: Ameliyat bir ceza değil tedavi türüdür. Aksini düşünüp doktorların çok riskli bir ameliyatı çeşitli etik dışı saiklerle (para kazanmak, meşhur olmak) yaptıklarını düşünmek kendisi son derece sorunlu ve etik dışı bir davranıştır.

Ben yaklaşık 25 yıl önce ortopedi uzmanı oldum ve o zamandan beri skolyoz hastalarına tıbbi yada cerrahi olarak yardımcı olmaya çalışıyorum. Bu yazının da bu yönde atılmış bir adım olarak değerlendirilmesi en büyük dileğim. Umarım bazı hastalarımızı havuzlarda boğulmaktan yada uzun ve anlamsız egzersiz ve korse tedavileriyle hayatlarının karartılmasından kurtarabilirim.